145.000'den Fazla ABD'li Çocuk Gözaltındaki Ebeveynlerinden Ayrıldı

Brookings Enstitüsü'nün araştırması, Trump'ın Ocak ayından bu yana uyguladığı ICE yaptırımları sırasında 145.000'den fazla Amerikalı çocuğun ebeveynlerinin gözaltına alındığını ortaya koyuyor.
Brookings Enstitüsü tarafından yapılan kapsamlı yeni bir analiz, Trump yönetiminin göçmenlere yönelik agresif yaptırım kampanyasının geniş kapsamlı insani sonuçlarına ışık tuttu. Pazartesi günü yayınlanan araştırma, büyük çoğunluğu Amerikan vatandaşı olan 145.000'den fazla ABD'li çocuğun, göçmenlik yetkilileri tarafından gözaltına alınması nedeniyle en az bir ebeveyninden travmatik bir ayrılık yaşadığını ortaya koyuyor. Bu şaşırtıcı rakam, Başkan Trump'ın Ocak 2025'in başlarında göreve dönmesinin hemen ardından başlayan, yönetimin kitlesel sınırdışı girişiminin yaygın etkisinin altını çiziyor.
Brookings Institution araştırması, mevcut göçmenlik yaptırımlarındaki artış sırasında meydana gelen aile ayrılıklarının kapsamı ve ölçeği hakkında benzeri görülmemiş bir bakış açısı sağlıyor. Ayrıntılı analize göre, devam eden toplu sınır dışı etme çalışmaları kapsamında ABD vatandaşı olan yaklaşık 146.635 çocuğun ebeveyni gözaltına alındı. Araştırma ekibi, bu tahminlere ulaşmak için Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) verileri, gözaltı istatistikleri ve demografik bilgiler üzerinde kapsamlı bir analiz gerçekleştirdi. Bu çalışma, göçmenlik uygulamalarının Amerikalı aileleri ve çocukları doğrudan nasıl etkilediğine ilişkin en kapsamlı incelemelerden birini temsil ediyor.
Araştırmanın bulguları arasında belki de en rahatsız edici olanı, etkilenen çocukların önemli bir kısmının son derece genç ve savunmasız olduğunun keşfedilmesidir. Brookings Enstitüsü araştırmacıları, ebeveynleri gözaltına alınan çocukların yaklaşık %36'sının, sağlıklı gelişim için genellikle önemli ölçüde ebeveyn bakımı ve desteği gerektiren bir yaş grubu olan altı yaşından küçük olduğunu belirledi. Bu demografik dağılım, ebeveynleri evden uzaklaştırılan çok küçük çocukların özellikle savunmasızlığını ortaya koyuyor; bu durum onların refahı, duygusal gelişimi ve temel bakım ihtiyaçlarına erişim konusunda ciddi endişelere yol açıyor.


