Trump'ın Hürmüz ültimatomunun ardından İran-İsrail gerilimi tırmanıyor

ABD Başkanı'nın Hürmüz Boğazı'nın açılmaması halinde İran'ın altyapısını bombalamakla tehdit etmesinin ardından bölgedeki düşmanlıklar yoğunlaşırken, hava saldırıları hem İsrail'i hem de İran'ı hedef alıyor.
İran ile İsrail arasındaki gerilim, Başkan Trump'ın İran'a stratejik Hürmüz Boğazı'nı açması yönündeki ültimatomunun ardından düzenlenen bir dizi hava saldırısı ve misilleme eyleminin ardından kaynama noktasına ulaştı. Düşmanlıklardaki son alevlenme, Orta Doğu'daki iki gücün, her biri kendi bölgesel hakimiyetini savunmaya çalışan tehlikeli bir üstünlük oyununa girişmesiyle ortaya çıktı.
Çatışma Salı günü Trump'ın, küresel petrol ticareti için kritik bir geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı'ndan serbest geçişe izin verilmemesi halinde İran'ın enerji santrallerini ve köprülerini bombalamakla tehdit etmesiyle başladı. Bu ültimatom birçokları tarafından daha geniş bir bölgesel çatışma ihtimalini yükselten tehlikeli bir gerilim olarak görüldü.
İran buna yanıt olarak, Tel Aviv yakınlarındaki bir askeri üs ve çeşitli hassas altyapı tesisleri de dahil olmak üzere İsrail'deki hedeflere karşı bir dizi saldırı başlattı. İsrail güçleri, Suriye'deki İran Devrim Muhafızları mevzilerinin yanı sıra İran içindeki hedeflere de hava saldırılarıyla misilleme yaptı.
Karşılıklı saldırılar her iki tarafı da kana buladı ve her iki taraftan da kayıplar bildirildi. Yanlış hesaplamanın veya daha fazla provokasyonun hızla kontrolden çıkabileceği korkusu nedeniyle durum oldukça değişken olmaya devam ediyor.
Analistler, mevcut gerilimlerin İran ile İsrail arasında uzun süredir devam eden vekalet savaşının tehlikeli bir tezahürü olduğu ve iki ülkenin bölgede nüfuz ve güç için rekabet ettiği konusunda uyarıyor. ABD'nin müdahalesi, çatışmaya öngörülemeyen ve potansiyel olarak istikrarı bozan bir unsur ekledi; Trump'ın katı duruşunun durumu daha da alevlendirdiği görüldü.
Dünya, gelişen krizi nefesini tutarak izlerken, gerilimi azaltma ve diplomasi çağrıları daha da yükseldi. Ancak her iki tarafın da geri adım atmak istemediği göz önüne alındığında, daha geniş bir bölgesel çatışma olasılığı oldukça gerçek ve endişe verici bir olasılık olmaya devam ediyor.
Gerginliklerdeki bu son alevlenmenin etkilerinin İran ve İsrail sınırlarının çok ötesine yansıma potansiyeli olduğundan, riskler bundan daha yüksek olamazdı. Uluslararası toplum, tüm bölge için yıkıcı sonuçlara yol açabilecek felaket niteliğindeki bir tırmanışın önlenmesini umarak önümüzdeki gün ve haftalarda durumu yakından izleyecek.
Kaynak: The New York Times


