Çöken Dünya Düzeni: Kaosa Doğru Bir Geçiş mi?

ABD liderliğindeki küresel düzen parçalanırken, güç dinamikleri ve azalan işbirliğiyle dolu yeni bir dönem ufukta beliriyor. Bu sismik değişimin uluslararası manzaradaki etkilerini keşfedin.
Uzun süredir ABD tarafından güvence altına alınan savaş sonrası dünya düzeni hızla çözülüyor. Kanada Başbakanı Mark Carney'in Davos ekonomik forumunda açıkladığı gibi, bu yerleşik karşılıklı bağımlılık ve işbirliği sistemi artık geçmişte kaldı. Birbirine dolanmış ulusal çıkarlar aracılığıyla dünya barışı vaat eden örgütleyici prensip, bizzat ABD'nin eylemleriyle parçalandı.
Dünya işbirliğiyle değil, ham güç kullanımıyla tanımlanan yeni bir döneme doğru ilerlerken, bu sismik değişimin sonuçları çok derin. Bir zamanlar küresel düzenin temel taşı olan ABD, sonunda tutarlı bir yapıdan yoksun bir dünyaya, güçlülerin şartları dikte ettiği, zayıfların ise boyun eğmek zorunda olduğu bir dünyaya yol açabilecek bir yol seçti.

Yerleşik dünya düzeninin çözülmesi, Önce Amerika politikaları ve izolasyoncu eğilimleri ABD'yi uluslararası sahnede dönek bir aktör haline getiren Trump yönetimi tarafından kolaylaştırıldı. ABD, çok taraflılığın ilkelerini reddederek ve temel küresel kurumları baltalayarak, savaş sonrası uzlaşmanın hakemi olma rolünü fiilen kaybetti.
Bu değişimin sonuçları şimdiden belirginleşiyor. Milletler kendi çıkarlarını korumak için mücadele ederken, bir zamanlar küresel güvenlik ve refahı teşvik eden işbirlikçi çerçeveler yerini daha değişken ve öngörülemeyen bir manzaraya bırakıyor. Dünya, ticaret savaşlarından jeopolitik gerilimlere kadar, önceki düzeni destekleyen hassas karşılıklı bağımlılıkların çözülüşüne tanık oluyor.
Ortaya çıkan yeni dünya düzeni, paylaşılan refah ve kolektif güvenlikle değil, ham güç kullanımı ve dar ulusal çıkarların peşinde koşmayla tanımlanabilir. Uluslar açık kuralların veya yol gösterici ilkelerin olmadığı bir dünyada konum için yarışırken, işbirliği ve diplomasi yerini çatışmaya ve sıfır toplamlı rekabete bırakabilir.
Bu hain geçişte ilerlerken şu soru ortaya çıkıyor: Dünya istikrarı ve ortak refahı korumanın yeni bir yolunu bulabilir mi, yoksa biz buna tanık olmaya mahkum muyuz? Uluslararası düzenin çözülmesi ve kaotik yeni bir döneme geçiş mi? Bu soruların yanıtları, gelecek nesiller için geride bıraktığımız dünyanın hatlarını şekillendirecek.
Riskler büyük ve ileriye giden yol belirsiz. Ancak bir şey açık: Bildiğimiz dünya düzeni çöküyor ve bizi bekleyen gelecek hesaplanmamış ve öngörülemeyen zorluklardan biri olabilir. Dünya bir dönüm noktasında ve bugün yaptığımız seçimler gelecek nesillere yansıyacak.
Kaynak: The Guardian


