Trump'ın Dünyaya Kendi Adını Verme Arayışları

Başkan olarak Donald Trump, sınırsız kişisel markalaşma içgüdülerini yansıtacak şekilde federal binalara, havalimanlarına ve diğer kurumlara agresif bir şekilde kendisinin adını verdi.
Donald Trump, başkan olarak görev yaptığı süre boyunca, giderek artan sayıda federal binaya, havaalanına ve diğer kurumlara kendisinden sonra ad verme benzeri görülmemiş bir arayışa girişti; bu, onun amansız kişisel markalaşma içgüdülerini ve kendini yüceltme arzusunu yansıtıyor. Bu eğilim, kamu kurumlarına isimlerini ekleme konusunda geçmiş başkanların daha ihtiyatlı yaklaşımından keskin bir ayrılığa işaret ediyor.
ABD'nin, Washington DC'deki Ronald Reagan havaalanından New York'taki John F. Kennedy uluslararası havaalanına kadar her şeye başkomutanlarının adını verme konusunda uzun bir geçmişi var. Ancak Trump'ın isim verme çılgınlığı bu uygulamayı tamamen yeni bir seviyeye taşıdı; çehresi artık birkaç federal binadan parlıyor ve adı giderek artan sayıda hükümete bağlı yapıyı süslüyor.

En göze çarpan örneklerden biri, başkanın federal hükümetten kiraladığı ve fiilen kendi markasının bir anıtına dönüştürdüğü Washington DC'deki Trump International Hotel'dir. Ayrıca başkan, ABD'deki en büyük askeri üslerden biri olan Fort Bragg'ın adının kendisinin adıyla değiştirilmesini savundu.
Devlet kurumlarını kendi markası haline getirmeye yönelik bu saldırgan kampanya, Trump'ın başkanlık konusundaki kısıtlamasız yaklaşımını yansıtıyor; bu yaklaşım genellikle kişisel çıkarları, ofisin geleneksel normları ve beklentileri karşısında önceliklendiriyor. Adını giderek artan sayıda federal bina ve tesise iliştiren başkan, mirasını sağlamlaştırabiliyor ve Beyaz Saray'dan ayrıldıktan uzun süre sonra bile varlığının hissedilmesini sağlayabiliyor.

Eleştirmenler, Trump'ı bir tür başkanlık kibrine girişmekle suçladılar ve Trump'ın kendi kendini öne çıkarmaya odaklanmasının birçok devlet kurumunun partizan olmayan doğasını baltaladığını öne sürdüler. Ancak başkanın destekçileri, yalnızca onun başarılı iş zekasını ve Amerikan istisnacılığına olan bağlılığını yansıttığını iddia ederek onun eylemlerini savundu.
Kişinin siyasi eğilimleri ne olursa olsun, Trump'ın isim verme çılgınlığının seleflerinin uygulamalarından önemli bir sapmayı temsil ettiği ve kişisel markalamanın devletin en yüksek makamlarındaki rolü hakkında önemli soruları gündeme getirdiği açıktır.
Kaynak: The Guardian


